Farklı alanlardan kadınlar, 31 Ekim-1 Kasım 2026’da Ankara’da düzenlenecek “Yan Yanayız, Geleceği Konuşuyoruz” konferansında bir araya gelecek. Konferans çağrıcıları barışı; adalet, eşit yurttaşlık, demokrasi ve özgürlükle birlikte ele alırken kadınların ortak mücadele ve dayanışmasının önemini vurguluyor.
![]()
Barış, kadınların hayatları üzerinde söz sahibi olması
Konferans çağrıcıları, Türkiye’de kadın hareketinin birikimine ve ortak mücadele deneyimine dikkat çekiyor. Farklı siyasi görüşlere rağmen kadınların şiddet, ötekileştirme, eşitsizlik, adaletsizlik ve yok sayılmaya karşı ortak bir mücadele hattı kurduğu belirtiliyor. Kadınlar ayrıca demokratik toplum, demokratik cumhuriyet, eşit yurttaşlık ve özgürlük taleplerini; yoksulluk, kadın kırımına ve ekolojik yıkıma karşı mücadeleyle birlikte dile getiriyor.
Arzu Yılmaz, kadınların yan yana gelmesinin farklı bir siyaset ve gelecek kurma imkânı yaratacağını söyledi. Berrin Sönmez ise konferansın, kadınlar arasında demokrasi ve eşitliği güçlendirmek için önemli bir alan açtığını ifade etti.
Besna Tosun barışı, kadınların kendi yaşamları hakkında karar verebilmesi ve geleceklerini özgürce kurması olarak tanımladı. Birsen Atakan da farklı beklentilerle buluşan kadınların deneyimlerini paylaşmasını ve ortak gelecek iradesi göstermesini bir barış pratiği olarak değerlendirdi.
Büşra Ersanlı, kadınların şiddetsiz bir Türkiye’yi en çok özleyen kesim olduğunu belirterek barışı “topyekûn şiddetsizlik” olarak niteledi. Ceren Önder Kandemir ise kadınların yalnızca annelik üzerinden tanımlanmasına karşı çıktı; kadınların çözümün öznesi olması gerektiğini vurguladı.
Eren Keskin, savaşlarda kadınların hem kendilerini hem de sevdiklerini kaybettiğini hatırlatarak silahsızlanma ve barışçıl mücadelenin önemine işaret etti. Eylem Aktaş, farklı seslerin birbirini susturmadan bir arada var olabildiği bir yaşamın herkesin hakkı olduğunu söyledi.
Fatma Bostan Ünsal, barışın toplum ve özellikle kadınlar açısından hayati olduğunu, kutuplaşmanın aşılmasının kritik önem taşıdığını belirtti. Feryal Öney de barışın çatışmaların sona ermesinin ötesinde adalet, demokrasi ve eşitliğin hayata geçmesiyle mümkün olacağını dile getirdi.
Kadınlar barışın kurucu özneleri
Füsun Demirel, erkek egemen yaklaşımın barış sürecini egemenliğin yeniden paylaşılması olarak gördüğünü, kadınların ise savaşın toplumsal dokuda açtığı yaraların onarılmasına odaklandığını söyledi. Gözde Şeker, kadınların kendilerinin yaratmadığı sorunların mağduru olmayı reddederek sözlerini ortaklaştırdığını belirtti.
Güldestan Yüce, savaşların ardından yıkımı toparlama yükünün tarih boyunca kadınlara bırakıldığını vurguladı. Güley Bor, barış mücadelesini ittifakların hikâyesi olarak tanımladı ve kadın dayanışmasının barışın kalıcılığını destekleyen unsurlardan biri olduğunu ifade etti.
Gülseren Onanç, adalet, barış, demokrasi, eşitlik ve özgürlüğün birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini söyledi. Gülsüm Elvan ise yaşamak istediklerini belirterek kadınların yan yana üretmeye, inşa etmeye ve değişim yaratmaya çalışacağını dile getirdi.
Gülsüm Kav, kadınların barışın kurucu özneleri olmasını doğuştan gelen bir uzlaşmacılıkla değil, eşitsizlik ve şiddete karşı mücadele içinde edinilen bilgi ve örgütlenme deneyimiyle açıkladı. Özgür Sevgi Göral da Kürt meselesinin çatışma zemininden demokratik siyasete geçme ihtimalinin tartışıldığı dönemde geniş ittifakların siyaset alanı açmadaki önemine dikkat çekti.
Perva İnal, kadınların barış talebini her yerde dile getirmesinin bütün topluma yayılabileceğini söyledi. Pervin Buldan ise barışın kurulması ve toplumsallaşmasında kadın örgütlülüğü ile mücadelesinin belirleyici olduğunu vurguladı.
Pınar Dinç, konferansın buluşma, dinleme ve birbirini anlama zemini oluşturmasını hedeflediğini belirtti. Rojda Akkaya, kadınların barışı yalnızca talep eden değil, koşullarını kurup devamlılığını sağlayan özneler olması gerektiğini söyledi.
Sebahat Tuncel, barışın yalnızca savaşın yokluğu anlamına gelmediğini; kadın özgürlüğünü temel alan, demokratik ve ekolojik, şiddet ve eşitsizlikten arınmış bir yaşamın kurulması gerektiğini ifade etti. Zeynep Altıok, eşit yurttaşlık ve adalet temelinde kurulmayan barışın kalıcı olamayacağını belirtti. Zeynep Duygu Ağbayır ise barışın sokakta, evde ve işyerinde nasıl yaşanacağıyla ilgili politik bir mesele olduğunu söyledi.
Konferansın yeri ve programı
“Yan Yanayız, Geleceği Konuşuyoruz” konferansı 31 Ekim-1 Kasım 2026’da TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şubesi’nde düzenlenecek. Etkinlik, Necatibey Caddesi No: 57, Kat: 4, Çankaya adresinde yapılacak.
![]()
İki günlük programda açılışın ardından özgürlükler, demokrasi, adalet ve eşit yurttaşlık; kapitalizme ve sömürüye karşı mücadele; toplumsal cinsiyet eşitliği ve özgürlük; barış ve adalet başlıklı oturumlar yer alıyor. Programda ayrıca müzik dinletisi ve yemek araları bulunuyor.