Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Fikret İlkiz, İBB davasındaki tutukluluk incelemesi sırasında yaptığı konuşmada, soruşturma ve tutuklama işlemlerine ilişkin itirazlarını mahkemeye iletti. İlkiz, bazı tutuklama sorgularının kayıtlarında sayfa ve içerik sorunları bulunduğunu savunarak tahliye istedi.
Başsavcılığın açıklamasına tepki
İlkiz, 15 Ekim 2026’da duruşma sürerken Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının internet sitesinde yayımlanan açıklamayı gündeme getirdi. Açıklamada, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesinin 2026/208 esas sayılı dosyasındaki Ekrem İmamoğlu’nun, soruşturmayı yürüten yargı mensuplarını hedef alan ifadeleri nedeniyle kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret suçlamasıyla re’sen soruşturulduğu bildiriliyordu.
İlkiz, açıklamanın duruşma devam ederken yayımlanmasına ilişkin sorularını konuşmasında saklı tuttuğunu belirtti. İddianamenin hazırlanması, duruşmanın yürütülmesi ve soru sorma biçiminin etik kurallara uymadığı yönündeki eleştirilerini de savunma aşamasında ayrıntılandıracağını söyledi.
Tutuklama sorgularındaki kayıtları anlattı
Tutukluluk incelemesi bakımından İzmir’deki benzer bir davayı örnek gösteren İlkiz, dosyadaki ihale belgelerinin soruşturma kapsamına alınması ve delillere müdahale ya da karartma olasılığının bulunmaması gerekçeleriyle sanıkların tensip aşamasında tahliye edildiğini aktardı. Söz konusu kararda, kişilerin tutuksuz yargılanmasının esas olduğu ve hüküm kesinleşirse cezanın infaz edileceği değerlendirmesinin yapıldığını söyledi.
İlkiz, Resul Emrah Şahan’a 25 Mart 2026’daki sorgusu sırasında, 23 Mart 2025’te verilen tutuklama kararı öncesinde Ekrem İmamoğlu’nun yanında olup olmadığını sorduğunu anlattı. Şahan’ın, o sırada yalnız olduğunu ve tutanağı imzaladığını söylediğini belirtti.
İlkiz, dosyada 2025/347 ve 2025/348 numaralı iki sorgu kaydı bulunduğunu söyledi. 2025/348 numaralı kaydın sayfa numarası olmadığını ve saat 11.40’ta sona erdiğini; diğer kayıtta ise saat 11.30 bilgisinin yer aldığını ifade etti. Kayıtlarda Ekrem İmamoğlu, Mahir Polat, Mehmet Çalışkan ve Resul Emrah Şahan’ın adlarının bulunduğunu belirterek, sorguların gerçekleşme biçimi ve belgelerin hazırlanışı hakkında itirazlarını dile getirdi.
İlkiz, tutuklama kararlarında yer alan gerekçelerin kendilerine emniyette soru olarak yöneltilmediğini de savundu. Birden fazla kişinin kısa süre içinde aynı sorgu kayıtlarında gösterildiğini söyleyen avukat, usulüne uygun sorgu tutanağı yoksa tutuklama kararının da geçerli sayılamayacağını ileri sürdü.
“Yargıçlar yasaların tutsağı olmaz”
Konuşmasının son bölümünde 1970’lerden ve sıkıyönetim mahkemelerinden gelen mesleki deneyimine değinen İlkiz, geçmişte yazılmış bir karşı oy görüşünden alıntı yaptı. Alıntıda, düşünce ve inançların dar yorumlarla sınırlandırılmasının temel haklara zarar vereceği; yargıçların yasaları yorumlarken onların tutsağı hâline gelmemesi gerektiği vurgulanıyordu.
İlkiz, yargıçların adaleti bir bilgisayar ya da robot gibi dağıtan kişiler olarak görülmemesi gerektiğini belirten bu görüşü aktararak, gerçek yargıçların cansız yasalara vicdanlarıyla can verdiği düşüncesini öne çıkardı.