İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi’nin 25 Ağustos 2026 tarihli kararının ardından Osman Kavala’nın avukatlarınca yapılan yeniden yargılama, tahliye ve infazın durdurulması başvurularını reddetti. Mahkeme, 25 Nisan 2022’de verilen hükmün infazının sürmesine karar verdi.
![]()
Mahkeme iç hukuk yollarının tüketilmediğini savundu
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, mahkemenin talebi üzerine sunduğu mütalaada Anayasa Mahkemesi’nin Kavala hakkındaki kararını henüz vermediğini ve iç hukuk yollarının tamamlanmadığını belirtti. Başsavcılık, bu gerekçelerle başvurunun reddedilmesini istedi.
Mahkeme de avukatların infazın durdurulması, Kavala’nın tahliye edilmesi ve yeniden yargılanması yönündeki taleplerini kabul etmedi. Kararda, 25 Nisan 2022 tarihli mahkûmiyet hükmünün infazının devamına hükmedildi.
“AİHM bir temyiz mahkemesi değil”
Mahkeme, AİHM’ye başvurulmadan önce ulusal hukuk yollarının tüketilmesi gerektiği görüşünü kararında yineledi. Uluslararası hukuk ilkeleri gereğince başvurucuların önce ulusal yargı mercilerine başvurması ve mevcut hukuki imkânları kullanması gerektiğini belirtti.
Kararda, bunun tersinin kabulünün uluslararası bir mahkemenin yetkisini aşarak egemen devletin yargı yetkisini bağımsız biçimde kullanmasına müdahale anlamına geleceği ifade edildi. Mahkeme ayrıca, dosyadaki kararda iç hukuk yolları tüketilmeden hüküm kurulduğunu savundu.
AİHM’nin temyiz mahkemesi olmadığını belirten mahkeme, delillerin kabulü ve değerlendirilmesinin ulusal hukuk ile ulusal mahkemelerin yetkisinde olduğunu kaydetti. Aksi durumda AİHM’nin ilk derece ya da temyiz mahkemesi gibi davranacağı ve kendi rolünün sınırlarını aşacağı görüşüne yer verildi.
Karara, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde itiraz edilebilecek.
![]()
Kavala’nın yargılanma süreci
Sivil toplum ve insan hakları savunucusu Osman Kavala, 2013’teki Gezi Parkı protestolarını organize edip finanse ettiği iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında 18 Ekim 2017’de gözaltına alındı; 1 Kasım 2017’de tutuklandı.
AİHM, 10 Aralık 2019’da Kavala’nın tutuklanması için makul şüphe bulunmadığına ve tutukluluğunun onu insan hakları savunucusu olarak susturma amacı taşıdığına hükmederek serbest bırakılmasını istedi.
İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi, 18 Şubat 2020’de Gezi davasında Kavala’nın beraatine ve tahliyesine karar verdi. Ancak Kavala cezaevinden çıkamadan yeniden gözaltına alındı ve farklı suçlamalarla tutuklandı. Beraat kararı daha sonra istinafta bozuldu.
Gezi davasının yeniden görülmesi sonucunda İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 25 Nisan 2022’de Kavala’ya “hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Hüküm, 28 Eylül 2023’te Yargıtay tarafından onandı.
Türkiye’nin 2019 tarihli AİHM kararını uygulamaması üzerine Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi ihlal prosedürü başlattı. AİHM, 11 Temmuz 2022’de Türkiye’nin bu karara uyma yükümlülüğünü ihlal ettiğine karar verdi.
AİHM Büyük Dairesi, 25 Ağustos 2026 tarihli kararında Kavala’nın özgürlük ve güvenlik, adil yargılanma, ifade ve barışçıl toplanma özgürlüklerinin ihlal edildiğini belirtti. Büyük Daire, Kavala’nın mümkün olan en erken tarihte serbest bırakılmasını ve mahkûmiyetinin tüm sonuçlarının ortadan kaldırılmasını istedi.