Antalya’nın Kepez ilçesinde bir şantiyeyi vuran hortum, iki hafta sonra COP31’e ev sahipliği yapacak kentte afetlere hazırlık ve kırılgan kesimlerin korunması konusunu gündeme taşıdı. Meteoroloji’nin kıyılar için hortum riskine ilişkin uyarısına rağmen, konteynerlerde kalan dört işçi hayatını kaybetti. Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, etkili bir uyum politikasının uyarıyı yayımlamakla sınırlı kalmaması gerektiğine dikkat çekiyor.
![]()
Kepez’de hortum şantiyeyi vurdu
26 Ekim gecesi saat 23.00 sıralarında Kepez’in Fevzi Çakmak Mahallesi’ndeki bir inşaat alanında hortum meydana geldi. İşçilerin kaldığı iki konteyner parçalandı, şantiyedeki kule vinci devrildi. Valilik, olayda dört işçinin yaşamını yitirdiğini, bir kişinin yaralandığını açıkladı.
Vali Hulusi Şahin, kentte başka bir hortum ihbarı alınmadığını ve şantiyenin yanındaki yapıların zarar görmediğini bildirdi. Kent merkezindeki bazı caddelerde su birikmesine karşın ciddi bir su baskını rapor edilmedi. Can kayıpları, geniş çaplı bir selden değil, dar bir bölgede etkili olan hortumdan kaynaklandı.
Akdeniz’de sonbahar fırtınaları ve ısınma
Türkiye’de 1818-2013 döneminde kayda geçen 385 hortumu inceleyen bir araştırmaya göre, fırtına hücreleriyle oluşan hortumlar en sık mayıs ve haziran aylarında görülüyor; ekim ve kasım ise ikinci bir yoğunluk dönemi oluşturuyor. Denizde gelişen su hortumları da kışın en çok Akdeniz kıyılarında kaydediliyor.
![]()
Sonbaharda Akdeniz’in sıcak kalması, yüksek atmosferden gelen soğuk havayla birlikte kararsız hava koşullarını besleyebiliyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre Akdeniz kıyılarında ekim ayı ortalama sıcaklığı 24,6 °C. Soğuk havanın üst katmanlara ulaşmasıyla alt atmosferde kararsızlık artıyor ve gök gürültülü sağanak hücreleri gelişebiliyor. Kıyıdaki rüzgârların yakınsaması ile hemen gerideki Toroslar bu hücreleri destekliyor.
Kepez’deki hortumun deniz üzerinde oluşup karaya mı ulaştığı, yoksa karadaki bir fırtına hücresinden mi meydana geldiği henüz bilinmiyor. Bu ayrıntının Meteoroloji Genel Müdürlüğünün radar incelemesiyle netleşmesi bekleniyor.
İklim değişikliğiyle birlikte Akdeniz’in ısındığına işaret eden kıyı istasyonu verilerinde, yıllık ortalama deniz suyu sıcaklığı 1981-1991 dönemindeki 21,1 °C’den 2014-2025 döneminde 22,3 °C’ye çıktı. Daha sıcak deniz, atmosfere daha fazla nem ve enerji aktararak şiddetli sağanaklar için elverişli koşullar yaratabiliyor.
Hortum ile iklim değişikliği arasındaki bağ
Ancak hortumlar birkaç yüz metrelik alanlarda etkili olabilen kısa ölçekli olaylar. Finike ve Kumluca ovalarındaki su hortumlarını inceleyen çalışmalar; yaklaşan alçak basınç sistemleri, kara ve deniz dağılımı ile yüksek arazinin oluşumda belirleyici olduğunu, deniz suyu sıcaklığının etkisinin ise sınırlı kaldığını ortaya koydu. Bu nedenle Antalya’daki hortumun doğrudan iklim değişikliği nedeniyle oluştuğunu söylemek doğru değil.
Buna karşılık, ısınan Akdeniz’de sonbahar fırtınalarının yağış miktarının artması fiziksel olarak beklenen bir durum. Bu tür olayların sıklığındaki değişimi değerlendirmek için daha kapsamlı hortum kayıtlarına ihtiyaç bulunuyor.
COP31 öncesinde uyum ve işçilerin korunması
Antalya, 9-20 Kasım tarihlerinde COP31’e ev sahipliği yapacak. Zirveye 196 ülkeden heyetlerin de katılması ve kente 80 bin ila 120 bin kişinin gelmesi bekleniyor. Kepez’deki olay, iklim risklerini zirveye iki hafta kala kent gündeminin merkezine taşıdı.
İklim zirvelerinde uyum ile kayıp ve zarar başlıkları çoğu zaman başka ülkelerdeki kasırga ve sel felaketleri üzerinden ele alınıyor. Kepez’de yaşamını yitiren işçiler ise uyumun Türkiye’de de acil bir ihtiyaç olduğunu gösteriyor.
Uyarının işçilere ulaşıp ulaşmadığı bilinmiyor
Meteoroloji Genel Müdürlüğü olaydan bir gün önce uyarı yayımlamıştı. Ancak bu uyarının konteynerlerde kalan işçilere ulaşıp ulaşmadığı, ulaştıysa işçilerin sığınabilecekleri güvenli bir yer bulunup bulunmadığı bilinmiyor. Hafif yapılı konteynerler hortum karşısında özellikle savunmasız barınaklar arasında yer alıyor.
Uyum, yalnızca uyarı yayımlamak değil; uyarının en kırılgan kesimlere ulaşmasını ve bu kişilerin korunmasını sağlamak anlamına geliyor. Şantiyelerdeki geçici barınakların rüzgâra dayanıklı ve sabitlenmiş olması, turuncu ya da kırmızı uyarılarda bu alanların tahliye edilmesi, uygulanabilecek önlemler arasında sıralanıyor.
14 Ekim’de İstanbul ve Kocaeli’nde sekiz, 26 Ekim’de Antalya’da dört kişi yaşamını yitirdi. Yavaşlı’ya göre Türkiye’nin COP31 öncesinde ortaya koyabileceği inandırıcı adımlardan biri, bu iki olaydan çıkarılan dersleri kentlerde somut önlemlere dönüştürmek.
Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı kimdir?
Coğrafi bilgi sistemleri, uzaktan algılama, veri analizi ve iklim değişikliği alanlarında çalışan Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Coğrafya Bölümü’nde öğretim üyesi. Lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimini Ege Üniversitesi’nde tamamladı; yüksek lisans ve doktora yıllarında NASA Goddard Uzay Uçuş Merkezi’nde davetli araştırmacı olarak bulundu.
Yavaşlı, 2010-2011 yıllarında Fulbright Bursu kapsamında Maryland Üniversitesi Coğrafi Bilimler bölümünde misafir araştırmacı olarak çalıştı. 2007-2016 arasında Ege Üniversitesi Coğrafya Bölümü’nde görev yaptı; 2016’dan bu yana Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi’nde çalışmalarını sürdürüyor. Uzaktan algılama ve iklim değişikliği konularında uluslararası dergilerde yayımlanmış çalışmaları bulunuyor.