Fransa’da yoksul işçi sınıfı mahallelerinde eğitim eşitsizliğine karşı başlayan lise eylemleri, sendikaların, Sarı Yeleklilerin ve çiftçi örgütlerinin katılımıyla büyüdü. 17 Ekim Cumartesi günü ülke genelinde 110 gösteri düzenlenirken, katılımcı sayısını CGT 800 bin, hükümet ise 550 bin olarak açıkladı.
![]()
Protestoların merkezinde eğitimde eşitsizlik var
Eylül ortasında başlayan lise protestoları, Paris’ten Marsilya’ya ve Limoges’a uzanarak ülkenin farklı kentlerinde kitlesel yürüyüşlere dönüştü. İçişleri Bakanlığı, 17 Ekim’de toplam 110 gösteri yapıldığını bildirdi. Eylemlerin çoğu barışçıl geçti; bazı kentlerde ise yağma, kundaklama ve polisle çatışmalar yaşandı.
Hareketin ilk odaklarından Seine-Saint-Denis, Paris’in kuzeydoğusunda işçi sınıfı nüfusunun yoğun olduğu yoksul bir ilçe. Saint-Denis, Aubervilliers ve Sevran’daki öğrenciler; öğretmen eksikliği, bakımsız okul binaları, kalabalık sınıflar ve bölgesel eğitim eşitsizliklerine tepki göstererek dersleri boykot etti. Paul-Éluard ve Le Corbusier liseleri öne çıkan okullar arasında yer aldı. Öğretmenler ve veliler de eylemlere katıldı.
Öğrencilerin talepleri okul koşullarıyla sınırlı kalmadı. Yoksul mahallelere ayrılan eğitim kaynakları ve yükseköğretime erişimdeki engeller de protestoların gündemine girdi.
Piketty: “Sorun yalnızca bir bölüşüm sorunu”
“21. Yüzyılda Kapital” kitabının yazarı iktisatçı Thomas Piketty, 17 Ekim’de Le Monde’da yayımlanan değerlendirmesinde lise ve üniversite öğrencilerinin hareketini “Macronizmin alacakaranlığına” işaret eden bir gelişme olarak niteledi.
Piketty’nin hesaplamasına göre 2017-2026 arasında yükseköğretim bütçesi nominal olarak yükselse de enflasyon ve öğrenci sayısındaki artış hesaba katıldığında öğrenci başına düşen reel kaynak yaklaşık yüzde 20 geriledi.
Araştırmacı Asma Benhenda’nın verilerine dayanan Piketty, öğretmen kadrolarındaki bölgesel farklara da dikkat çekti. Paris ve varlıklı Hauts-de-Seine’de öğretmenlerin yaklaşık yüzde 10’u sözleşmeli ya da mesleğe yeni başlamış kişilerden oluşurken, yoksul Seine-Saint-Denis ve Val-de-Marne’da bu oran yüzde 50’ye çıkıyor.
Kaynak yetersizliği iddiasına Fransa’nın hiç olmadığı kadar zengin olduğunu söyleyerek karşı çıkan Piketty, temel sorunun kaynakların nasıl paylaştırıldığı olduğunu belirtti.
Sendikalar ve farklı toplumsal kesimler eylemlere katıldı
Öğrencilerle ilk örgütlü dayanışmayı eğitim emekçileri sendikaları kurdu. Eğitim, Öğretim ve Araştırma Sendikaları Federasyonu (FSU), Genel Emek Konfederasyonu (CGT), İşçi Gücü (FO), Fransız Demokratik Emek Konfederasyonu (CFDT), Ulusal Özerk Sendikalar Birliği (UNSA) ve SUD-Solidaires’in eğitim kolları ekim başında öğretmen açığı, eğitim bütçesi ve okul koşulları üzerine ortak eylem çağrıları yaptı.
17 Ekim’de katılım eğitim alanının dışına taştı. CGT ile sendikal birlik Solidaires, üyelerini öğrencilerin ve emekçilerin gösterilerine çağırdı. CGT ücret ve emekli aylıklarının artırılması, hayat pahalılığıyla mücadele ve kamu hizmetlerinin korunmasını talep etti. Genel Sekreter Sophie Binet, gerekli kaynakların büyük servetlerden ve şirket kârlarından sağlanmasını savundu. Solidaires ise işyerlerinde grevlerin örgütlenmesi çağrısı yaptı.
Köylü Konfederasyonu (Confédération paysanne) gelir güvencesi, gıdaya erişim ve iklim adaleti talepleriyle eylemlere katıldı. Akaryakıt fiyatları ve geçim sıkıntısına karşı harekete geçen Sarı Yelekliler de yürüyüşlerde yer aldı. Öğrenci örgütleri USL, UNEF ve Öğrenci Birliği eylem çağrılarını destekledi.
Ancak tüm konfederasyonlar 17 Ekim’e ortak bir genel grevle katılmadı. Eylemin tatil gününe denk gelmesiyle birlikte CFDT ve FO, ülke çapındaki ağırlıklarını 5 Kasım’da yapılacak eyleme koyacaklarını duyurdu.
Birçok kentte yürüyüşler, bazı merkezlerde şiddet olayları
Paris’te Cumhuriyet Meydanı çevresi gösterilerin başlıca buluşma noktası oldu. Lyon, Nantes, Rennes, Marsilya, Lille, Toulouse, Bordeaux, Strasbourg ve Montpellier’de de yürüyüşler düzenlendi. Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) lideri Jean-Luc Mélenchon Paris’teki gösteriye katılırken komünistler ve Yeşiller de çeşitli kentlerde eylemlerde yer aldı.
Paris’te bazı mağazalar yağmalandı, araçlar ateşe verildi. Limoges’da belediye binasında yangın çıktı; Marsilya ve Lille’de belediye binaları zarar gördü. Lyon’da bir turizm bürosu kundaklandı, Bordeaux ve başka kentlerde mağazalara saldırılar bildirildi.
İçişleri Bakanlığı yaklaşık 400 kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Haberde bu sayının yağma ve kundaklamaya karışan kişileri göstermediği, önceki günlerde polis tarafından gözaltına alınan protestocu sayısının ise birkaç kat daha yüksek olduğu aktarıldı. Şiddet olaylarının, yüz binlerce kişinin katıldığı gösterilerin genel karakterini yansıtmadığı belirtildi.
İçişleri Bakanı Laurent Nuñez saldırılardan radikal aşırı solu sorumlu tuttu ancak bu suçlamayı doğrulayan bağımsız, genel bir bilanço açıklanmadı. Mélenchon yağma ve tahrip eylemlerine katılmama çağrısı yaptı. Önceki gösterilerde bir gencin polis tarafından kullanılan patlayıcı nedeniyle elini kaybettiği müdahaleyle ilgili soruşturma da açıldı.
![]()
Mélenchon, gösterilerde yer yer ortaya çıkan şiddeti Başbakan Lecornu’nun güvenlik ve polis odaklı yaklaşımıyla ilişkilendirdi. Lecornu’ya yönelik açıklamasında hükümetin tutumunun gençleri ve çalışan sendikalarını dayanışmaya yönelttiğini savundu; baskı talimatlarının geniş çaplı seferberliği tetiklediğini söyledi. Mélenchon ayrıca polis müdahalelerindeki düzensizlikten hükümetin kararlarını sorumlu tuttu.
Yeni eylemler 5 Kasım’da
Sendikalar, düşük ücretler, satın alma gücündeki gerileme ve kamu hizmetlerinin niteliğinin düşmesine karşı 5 Kasım’da yeni eylemler planlıyor. Öğrenciler ise öğretmen açığının giderilmesi, eğitimde eşitlik ve polis müdahalelerinin sona erdirilmesi taleplerini sürdürüyor.