Denizcilerin açık denizde doğu-batı konumlarını kesin biçimde belirleyememesi, yüzyıllar boyunca ağır kazalara yol açtı. 1707’de Sir Cloudesley Shovell komutasındaki donanmanın Scilly Adaları açıklarında kayalıklara çarpması, bu soruna çözüm bulunması için İngiltere’de önemli bir adımın önünü açtı.
Scilly Adaları’ndaki facia Boylam Yasası’nı getirdi
21 Ekim 1707 gecesi Akdeniz’den İngiltere’ye dönmekte olan 21 gemilik donanma fırtınaya yakalandı. Dönemin gemilerinde modern seyir araçları yoktu. Denizciler Güneş’in ya da Kutup Yıldızı’nın konumundan enlemi hesaplayabiliyor, ancak doğu-batı doğrultusundaki konumlarını gösteren boylamı belirleyemiyordu.
Ushant Adası yakınlarında olduklarını sanan mürettebat, gerçekte İngiltere’nin güneyindeki Scilly Adaları’na yakındı. Ertesi gece amiral gemisi Association da dahil beş büyük savaş gemisi adaların kayalıklarına çarparak parçalandı. Kazada 2 binden fazla denizci öldü; filodan yalnızca 25 kişi kurtuldu.
Felaketin ardından İngiliz hükümeti, açık denizde boylamı kesin biçimde hesaplayacak bir yöntem bulunmasını teşvik etmek için 1714’te Boylam Yasası’nı çıkardı. Çözümü bulan kişiye 20 bin sterlin ödül vaat edildi.
Denizde doğru saati koruma arayışı
Boylam hesabının temelinde zaman farkı bulunuyordu: Dünya üzerindeki her 15 derecelik boylam farkı bir saate karşılık geliyordu. Gemideki yerel saat ile hareket edilen limanın saati karşılaştırılabilirse boylam hesaplanabilirdi. Ancak limanın saatini uzun bir yolculuk boyunca doğru biçimde korumak büyük bir engeldi.
Sarkaçlı saatler geminin hareketiyle durabiliyor, mekanizmalarında kullanılan yağlar sıcaklık değişimlerinden etkilenerek tortu oluşturuyordu. Bu koşullar saatlerin doğruluğunu bozuyordu.
John Harrison’ın deniz kronometresi
Kendi kendini yetiştirmiş marangoz ve saat ustası John Harrison, yağlama gerektirmeyen ve sıcaklık değişimlerinden etkilenmeyecek bir sarkaç sistemi geliştirdi. Çelik ve pirinç çubukları, metaller sıcakta genleştiğinde sarkacın uzunluğunu sabit tutacak biçimde birleştirdi. Yıllar süren çalışmalarının sonunda deniz yolculuklarına dayanıklı, taşınabilir H4 deniz kronometresini yaptı.
H4, 1765’te açık denizde sınandı ve zamanı doğru biçimde tuttu. Bu sırada Ay’ın gökyüzündeki konumunu ölçme ve Jüpiter’in uydularını izleme gibi astronomik yöntemler de geliştirilmişti. İngiliz hükümeti pratik bulduğu saat yöntemini tercih ederek yaygınlaştırdı; ancak Harrison, vaat edilen ödülün tamamını alamadı.