Anayasa Mahkemesi (AYM), İstanbul Valiliği’nin 2020’de Suriye’deki Bahar Kalkanı Harekâtı’nı eleştiren eylem ve etkinliklere getirdiği genel yasağın toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal ettiğine karar verdi. Mahkeme, başvurucuya net 5 bin TL manevi tazminat ödenmesine hükmetti.
![]()
AYM, yalnızca muhtemel ve soyut güvenlik risklerinin gerekçe gösterilerek tüm toplantı ve gösterilerin yasaklanamayacağını belirtti. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığı’na, bilgi amacıyla da İstanbul 10. İdare Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verildi.
Yasak kararı ve yargı süreci
İstanbul Valiliği, 1-10 Mart 2020 tarihleri arasında kentte düzenlenmesi planlanan ve Suriye’deki askerî harekâtı eleştirmeyi amaçlayan tüm eylem ve etkinlikleri yasaklamıştı. Valilik, kararında dönemin hassasiyetine, eylemlerin toplumda infial yaratabileceği ve provokasyonlara yol açabileceği değerlendirmelerine yer vermişti.
DİSK’e bağlı Dev Sağlık-İş Sendikası yöneticisi Erdoğan Demir’in yasağın iptali için açtığı dava İdare Mahkemesi ve istinaf tarafından reddedildi. Demir, bunun üzerine Temmuz 2022’de AYM’ye başvurdu.
“Güvenlik kaygıları somutlaştırılmadı”
AYM’nin gerekçeli kararında, toplantı hakkına getirilen bir sınırlamanın zorunlu toplumsal ihtiyaçtan kaynaklandığını ortaya koyma sorumluluğunun idareye ait olduğu vurgulandı. Valiliğin kamu düzeninin bozulabileceğine ilişkin genel ifadeler kullandığı, ancak bunları destekleyen somut ve ikna edici bilgi ya da belge sunmadığı kaydedildi.
Rahatsız edici görüşler de ifade edilebilir
Kararda, anayasal güvencenin yalnızca toplumun çoğunluğunca kabul edilen düşünceler için geçerli olmadığı belirtildi. Devlet politikalarıyla çelişen veya toplumu ve yetkilileri rahatsız eden, hatta şok edici görüşlerin de toplu biçimde ifade edilebilmesi gerektiği; şiddeti teşvik etmeyen eylemlerin bu nedenle yasaklanamayacağı ifade edildi.
Mahkeme, idarenin barışçıl eylemlere imkân verebilecek daha hafif tedbirleri değerlendirmeden doğrudan yasaklama kararı aldığını belirtti. Soyut güvenlik endişeleriyle bütün eylemlerin engellenmesinin öngörülemez kısıtlamalara neden olabileceğine dikkat çeken AYM, yerel mahkemelerin incelemesini de yüzeysel buldu ve hak ihlali sonucuna vardı.