22 Ekim 2026
Pedolog
Sola kaydırarak kapat
Ana Sayfa
Kategoriler
Diğer
DUYURULAR
Siyasi tutsakların tahliyelerinin engellenmesine karşı nöbet tuttuklarını belirten pankartın arkasında duran bir grup kişi
Genel Bilgiler

Sincan’da kadın mahpusların şartlı tahliyeleri neden erteleniyor?

1 Ocak 2021’de yürürlüğe giren düzenlemeyle şartlı tahliye “iyi hâl” kararına bağlandı. Sincan’daki kadın mahpusların tahliyelerinin tekrarlanan biçimde ertelenmesini avukatlar siyasi ve hukuka aykırı buluyor.

1 Ocak 2021’de yürürlüğe giren düzenleme, şartlı tahliyeyi İdare ve Gözlem Kurullarının “iyi hâl” değerlendirmesine bağladı. Sincan Kadın Kapalı Hapishanesi’nde ceza süresini tamamlayan bazı kadın mahpusların tahliyeleri birden fazla kez ertelenirken, avukatlar kararların hukuki değil siyasi nitelik taşıdığını savunuyor.

Siyasi tutsakların tahliyelerinin engellenmesine karşı nöbetteyiz yazılı pankartı taşıyan bir grup kişi

Avukatlar, uygulamaların kadın tutsakların özgürlüklerini engellemenin yanı sıra demokratik toplum ve kalıcı barış imkânlarını da hedef aldığını belirtiyor.

Şartlı tahliyede “iyi hâl” değerlendirmesi

“Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirmesine Dair Yönetmelik”, 1 Ocak 2021’de yürürlüğe girdi. Düzenlemeyle şartlı tahliye, İdare ve Gözlem Kurullarının mahpusun iyi hâlli olduğuna ilişkin kararına bağlandı. Daha önce ceza süresinin tamamlanması ve infaz hâkimliklerinin denetimiyle işleyen tahliye sürecinin, bu değişiklikten sonra yerel kurulların değerlendirmesine bağlı hâle geldiği belirtiliyor.

Bakırköy Kadın Cezaevi, Bolu F Tipi Cezaevi, Marmara (Silivri) Cezaevi ve özellikle Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde, ceza süresi dolduğu hâlde tahliye edilmeyen mahpuslar bulunduğu aktarılıyor.

Kurulların yapısı ve karar süreci

Yönetmelikte İdare ve Gözlem Kurulu; kurum müdürü, ikinci müdür, idare memuru, cezaevi tabibi, psikiyatrist, psikolog, sosyal çalışmacı, öğretmen, infaz ve koruma başmemuru ile müdürün teknik personel arasından seçtiği bir görevli olmak üzere farklı unvanlardan oluşuyor.

Cezaevlerini denetlemek ve hak ihlallerini raporlamakla görevli Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları ise her yargı çevresinde adalet komisyonlarınca oluşturuluyor. Bu kurullar beş asıl, üç yedek üyeden meydana geliyor ve üyeler dört yıl görev yapıyor. Adalet Bakanlığı çalışanları kurullarda yer alamıyor. Kurulların en az iki ayda bir cezaevlerini ziyaret ederek mahpuslarla görüşmesi; bulgularını dört ayda bir Adalet Bakanlığına, TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonuna ve ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına iletmesi öngörülüyor.

Avukatların aktardığı uygulamalar

Mahpusların anlatımları ve avukatların raporlarına göre, tahliye tarihi yaklaşan kişiler genellikle bir ya da iki hafta önce idari görüşmeye çağrılıyor. Ancak kararın, bu görüşmeden önce kimlerin katıldığı bilinmeyen toplantılarda verildiği yönünde değerlendirmeler bulunuyor. Görüşmenin birkaç dakika sürmesi ve yalnızca prosedürü tamamlayan bir aşama olarak işlemesi eleştiriliyor.

Mahpusların, savcının başkanlık ettiği İdare ve Gözlem Kuruluyla görüşme taleplerinin reddedildiği; kendilerine verilen “tahliye uygun değil” kararlarında ise yetkililerin isim ve imzalarının yer almadığı aktarılıyor.

Avukatların bildirdiği örnekler arasında, eşinin ölümünden pişmanlık duymadığı gerekçesiyle tahliyesi altı ay ertelenen bir mahpus da var. Aktarılan bilgiye göre bu kişi siyasi tutuklu ve cinayetle ilgisi bulunmadığı yönündeki Anayasa Mahkemesi başvuruları sonuçsuz kalmış. Kısa süre cezaevinde kalan adli bir kadın mahpusun, kurumda geçirdiği kısa dönem esas alınarak iyi hâlli sayılmadığı ve infazının ertelendiği vakalar da rapor edilmiş.

HDP’den belediye başkanı seçildiği için pişman olup olmadığı sorulan, siyasi içerikli kitap okuması veya koğuştaki sosyal bağlarını koruması gerekçe gösterilen mahpusların riskli ilan edildiği de belirtiliyor.

Sincan’da tahliyesi birden fazla kez ertelenen kadınlar

Hukukçuların uzun süredir “pilot hapishane” olarak tanımladığı Sincan Kadın Kapalı Hapishanesi’nde koşullu salıverilmesi tekrar tekrar engellenen kadın mahpusların durumu şöyle aktarılıyor:

  • Nedime Yaklav: 1993’ten beri hapishanede; koşullu salıverilmesi yedi kez engellendi.
  • Nuriye Adet: 32 yılı geride bıraktı; tahliyesi beş kez ertelendi.
  • Devrim Gülşan Adet: 32 yılı tamamladı; tahliyesi beş kez engellendi.
  • Hicran Binici: 1994’ten beri cezaevinde; tahliyesi beş kez engellendi. İlk kurul tarihi 16 Nisan 2024.
  • Emine Abiş: Tahliyesi üç kez engellendi.
  • Zeliha Ustabaşı: Tahliyesi beş kez engellendi. İlk kurul tarihi 18 Temmuz 2024; cezası 24 Temmuz 2027’de sona erecek.
  • Pınar Tikit: Kronik sağlık sorunları bulunan bir hasta tutsak; tahliyesi iki kez engellendi.
  • Fatma Aslan: Cezaevine çocuk yaşta girdi; tahliyesi üç kez engellendi.
  • Melike Göksu: Erzurum Karayazı belediye eş başkanıyken 2019’da tutuklandı; tahliyesi üç kez engellendi.

Avukatlar: “Kadın iradesine siyasal bir kuşatma”

Sincan Kadın Hapishanesi’ni düzenli ziyaret eden kadın avukatlar, karşılaştıkları tablonun hukuki gerekçelerle açıklanamayacağını ve cinsiyet temelli, siyasi bir özgürlük kısıtlaması niteliği taşıdığını ifade ediyor. Avukatlara göre Kürt hareketinde kadınlara özel bir anlam atfedilmesi ve kadınların özgün örgütlenme deneyimi, devlet nezdinde kadınların “tehlike unsuru” olarak görülmesine yol açıyor.

Avukatlar, siyasi suikastları, kadın bedenlerinin teşhir edilmesini ve tahliyelerin engellenmesini, irade sahibi kadınlara yönelik yaklaşımın farklı görünümleri olarak değerlendiriyor. Uzun yıllar dışarıda ve hapishanede mücadele eden kadınların özgürlüklerine kavuşmaları hâlinde toplumsal ve siyasi yaşamda yeni dönüşümlere öncülük edebileceklerini; tahliye engellerinin bu birikimin topluma yansımasını önlediğini savunuyorlar.

Avukatlar, Abdullah Öcalan’ın mesajlarında yer alan “21. yüzyılın kadın yüzyılı olacağı” ve kadın özgürlüğünün demokratik toplumun temel direği olduğu yönündeki tespitlere de dikkat çekiyor. “Kadınlar olmadan hiçbir demokratik karar alınamaz” yaklaşımı doğrultusunda kadınların politik, toplumsal ve ahlaki yaşamda kurucu güç hâline gelmesinin hedeflendiğini; sistemin bu özgürleşme potansiyelinden kaygı duyduğunu belirtiyorlar.

“Kalıcı barışın imkânı da hedef alınıyor”

Kadın avukatlara göre, kurulların hukuk dışı işleyişini yalnızca mevcut iktidarın siyasi yapısıyla açıklamak yeterli değil. Avukatlar, uygulamaların temelinde Kürt halkına yönelik tarihsel dışlayıcı ve ayrımcı siyaset ile hukuk anlayışının bulunduğunu; Kürtlerin bugün de evrensel hukuk ilkeleri yerine siyasi kararlarla karşı karşıya kaldığını söylüyor.

Avukatlar, “Barış ve Demokratik Toplum sürecinin konuşulduğu bir dönemde bu anlayışta ısrar etmek, yalnızca tutsakların özgürlüğünü değil, demokratik bir toplumun ve kalıcı barışın imkânını da doğrudan hedef alıyor” değerlendirmesinde bulunuyor.

İlgili Haberler

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yap
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayımlanır.

Ad ve e-posta bilgileriniz moderasyon, güvenlik ve gerektiğinde sizinle iletişim kurmak amacıyla işlenir. Ayrıntılar için Gizlilik Politikası sayfasını inceleyin.