20 Ekim 2026
Pedolog
Sola kaydırarak kapat
Ana Sayfa
Kategoriler
Diğer
DUYURULAR
Başörtülü öğrenciler ve kadınlar bir gösteri sırasında bir arada
Genel Bilgiler

Azerbaycan’dan Türkiye’de yaşayan 7 kişi hakkında gıyabi tutuklama kararı

Azerbaycan Başsavcılığı, Rıdvan Kaya’nın da aralarında olduğu yedi kişi hakkında gıyabi tutuklama ve uluslararası arama kararı duyurdu. Suçlamalar, sosyal medya paylaşımları ve gösterilerle ilgili.

Azerbaycan Başsavcılığı, aralarında Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya’nın da bulunduğu Türkiye’de yaşayan yedi kişi hakkında gıyabi tutuklama kararı verildiğini ve uluslararası arama talimatı çıkarıldığını duyurdu. Kişiler, sosyal medya paylaşımları ve İstanbul ile Ankara’daki gösteriler üzerinden anayasal düzeni zorla değiştirmeye çağrı yapmakla suçlanıyor.

Başörtülü öğrenciler ve kadınlar bir gösteri sırasında bir arada

Mahkeme kararı ve suçlamalar

Başsavcılığın 19 Ekim Pazartesi günü yaptığı açıklamaya göre Bakü Binagadi İlçe Mahkemesi, Türkiye’de yaşayan ve faaliyet gösteren yedi kişi hakkında gıyabi tutuklama kararı aldı. Açıklamada, kişiler için uluslararası arama talimatı çıkarıldığı ve Türkiye makamlarıyla adli iş birliğinin sürdüğü belirtildi.

Hakkında suçlama yöneltilenler; Özgür-Der Genel Başkanı ve Haksöz yazarı Rıdvan Kaya, Köklü Değişim yazarı ve Değişim TV sunucusu olarak bilinen Zekeriya Ceran (Abdullah İmamoğlu), Analiz Merkezi kurucusu Fatih Tezcan, avukat Ahmet Şanlı, araştırmacı Fahrettin Taşkaya Saral, Abdurrahman Tumer ve Alparslan Tanrıkulu.

Gösteriler ve sosyal medya paylaşımları

Başsavcılık, yedi kişinin 25 Eylül-18 Ekim tarihleri arasında sosyal medyada Azerbaycan’daki anayasal düzenin zorla değiştirilmesini teşvik eden, şiddet ve dinî nefret çağrısı içeren paylaşımlar yaptığını ileri sürdü.

Açıklamada, Kaya’nın 3 Ekim’de Azerbaycan’ın İstanbul Başkonsolosluğu önünde düzenlenen gösteride; Kaya ile Ceran’ın ise 13 Ekim’de Ankara Büyükelçiliği önündeki gösteride iktidarın zorla ele geçirilmesine yönelik çağrılarda bulunduğu iddia edildi.

Başsavcılık, konuşma ve paylaşımların yalnızca kişilerin dinî görüşlerini açıklaması ya da devlet organlarını eleştirmesiyle sınırlı olmadığını savundu. İddialara dayanak gösterilen konuşmaların tam metinleri ve sosyal medya içerikleri açıklamada yayımlanmadı; elektronik delillerin incelenmesinin devam ettiği bildirildi.

Yedi kişiye Azerbaycan Ceza Kanunu’nun 281.2, 283.2.1 ve 167-3.1 maddeleri kapsamında suçlamalar yöneltildi. Bunlar, iktidarı veya anayasal düzeni zorla değiştirmeye yönelik tekrarlanan açık çağrılar, şiddet yoluyla dinî düşmanlığı kışkırtma ve dinî aşırılığı teşvik eden materyalleri hazırlama ya da yayma iddialarını içeriyor.

Aynı soruşturma kapsamında Şanlıurfa Olay gazetesi yazarı Celal Çiftçi de 16 Ekim’de suçlanmış ve uluslararası aramaya alınmıştı. Son açıklamayla soruşturma kapsamında uluslararası arananların sayısı en az sekize çıktı.

Başörtüsü düzenlemesinin ardından protestolar

Kararların arka planında Azerbaycan Bakanlar Kurulu’nun 21 Eylül tarihli 309 sayılı kararı bulunuyor. Düzenleme, devlet okullarında yönetmeliklerle belirlenmiş üniformaya aykırı ve eğitimde laiklik ilkesine uygun olmadığı düşünülen ek kıyafet unsurlarını yasaklıyor.

Kararda başörtüsü açıkça belirtilmese de başörtülü öğrencilerin okullara alınmadığına ilişkin haber ve görüntüler Azerbaycan’da ve Türkiye’de protestolara yol açtı. Özgür-Der’in çağrısıyla 3 Ekim’de İstanbul’da düzenlenen gösteride başörtüsü yasağına karşı pankartlar taşındı.

Haksöz’de yayımlanan konuşmasında Ahmet Kerim Artuk, düzenlemenin fiilen uygulanan yasakçı yaklaşıma resmî zemin kazandırdığını söyledi. Özgür-Der’in kurucu eski başkanı Hülya Şekerci de aynı gösterideki konuşmasında uygulamayı Türkiye’deki 28 Şubat döneminin başörtüsü kısıtlamalarına benzetti.

Başörtüsü tartışması, Azerbaycan’ın İsrail’le ilişkilerine yönelik eleştiriler ve iki ülkenin iktidar partileri arasındaki karşılıklı açıklamalarla genişledi. Buna karşın Ankara ile Bakü arasındaki savunma ve enerji iş birliği sürüyor.

Uluslararası arama ve INTERPOL ayrımı

Azerbaycan Başsavcılığı’nın uluslararası arama duyurusu, INTERPOL’ün söz konusu kişiler hakkında kırmızı bülten yayımladığı anlamına gelmiyor. INTERPOL’e göre kırmızı bülten, tek başına uluslararası tutuklama emri değil; ülkelerin kendi hukukları çerçevesinde değerlendirdiği yakalama ve geçici tutuklama talebi niteliğinde.

Başsavcılık, soruşturmanın ve Türkiye’nin yetkili makamlarıyla adli iş birliğinin devam ettiğini bildirdi.

İlgili Haberler

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yap
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayımlanır.

Ad ve e-posta bilgileriniz moderasyon, güvenlik ve gerektiğinde sizinle iletişim kurmak amacıyla işlenir. Ayrıntılar için Gizlilik Politikası sayfasını inceleyin.