49 ülkede toplanan arama verilerini inceleyen araştırma, otomatik sorgularda bazı sitelerin alışılmış sonuçlardan farklı görünebildiğini ortaya koydu. Bulgular, sıralama raporlarının geçici veri değişiklikleriyle kalıcı hareketleri birbirinden ayırmasının önemini gösteriyor; ancak tüm kullanıcıların arama deneyiminin değiştiğini kanıtlamıyor.
17,8 milyon sayfanın yüzde 8’i farklı sonuç grubunda
Araştırmacılar masaüstü bilgisayarlar, iPhone’lar ve Android cihazlardan 49 ülkede elde edilen Google sonuçlarını değerlendirdi. 13 Eylül sonrasında toplanan veriler arasından incelemeye uygun 17,8 milyon sayfanın yüzde 8’i, farklılaşan sonuçlar olarak sınıflandırıldı. Önceki karşılaştırma döneminde bu oran yüzde 0,17 düzeyindeydi.
Toplamda 27,5 milyon sonuç sayfası toplanmış olsa da bunların yalnızca 17,8 milyonu sınıflandırma için uygun bulundu. İki sayı, araştırmanın kapsamını değerlendirirken birbirine karıştırılmamalı.
Çalışma, daha önce düzenli biçimde görünen sitelerin aynı otomatik sorguda geçici olarak kaybolabildiğini izliyor. Bir site sonraki taramada yeniden görünürse sonuç ayrı bir grupta değerlendiriliyor. Ayrıca sayfanın olağan tasarımını koruması, içindeki bağlantı listesinin de değişmediği anlamına gelmiyor. Bu nedenle tarama koşullarıyla gerçek kullanıcıların karşılaştığı sonuçlar ayrı ele alınmalı.
Sıralama raporlarında geçici değişim ayrıştırılmalı
Başka bir sıralama takip şirketi, günlük sonuçlarının yaklaşık yüzde 11’inde farklılık gördüğünü bildirdi. Bu ölçümün tarihini ve örneklemini ilk araştırmayla aynı kabul etmek mümkün değil. Şirket, olağan bot engellemelerinin de sürdüğünü ve iki durumun birlikte görülebildiğini belirtiyor. Farklılık oranı zaman içinde değiştiğinden, yüzde 11’i Google’ın değişmez bir kuralı olarak yorumlamamak gerekiyor.
İkinci hizmet, etkilenen sorguları her gün izlemek amacıyla ayrı gözlem raporları hazırladığını söylüyor. Alt sayfaların örneklemde yer alması da ölçümü karmaşıklaştırabiliyor: Aynı sitenin farklı sayfaları aynı biçimde görünmeyebilir. Bu nedenle tek bir genel grafik, tüm anahtar kelimelerin durumunu açıklamaya yetmiyor; ekiplerin sorgu bazında ve zaman içindeki değişimleri kontrol etmesi gerekiyor.
Her iki çalışma da otomatik toplanan verilerin niteliğine dikkat çekiyor. Bununla birlikte örneklemler, internet kullanıcılarının bütün aramalarını temsil etmiyor. Sıralama kaybı görüldüğünde bunun kalıcı bir değişimden mi yoksa veri toplama koşullarından mı kaynaklandığını ayırmak önem taşıyor. Raporlardaki hareketi trafik ve görünürlük verileriyle birlikte değerlendirmeden içerik stratejisini değiştirmek, sorunu yanlış teşhis etme riski taşıyor.
Araştırmalarda, Google’ın söz konusu farklılıkları kasıtlı olarak uyguladığını kesinleştiren bir şirket açıklaması bulunmuyor.