29 Ekim 2026
Pedolog
Sola kaydırarak kapat
Ana Sayfa
Kategoriler
Diğer
DUYURULAR
Bir mitingde üç kişi sahnede el ele tutuşarak kalabalığı selamlıyor
Genel Bilgiler

ABD ara seçimleri öncesi Trump baskı altında: Ekonomi ve İran savaşı gündemde

3 Kasım ara seçimleri öncesinde Trump’ın onay oranı yüzde 32’ye geriledi. İran savaşının maliyeti, yükselen enerji fiyatları ve Kongre’deki olası güç değişimi seçim gündemini belirliyor.

ABD’de 3 Kasım’da yapılacak ara seçimlere altı gün kala Donald Trump’ın onay oranı yüzde 32’ye geriledi. Anketlerde Demokratlar Kongre adayları bakımından önde görünürken, İran savaşının maliyeti ve yükselen yaşam giderleri Cumhuriyetçileri zorluyor. Seçim sonrasında Kongre’de oluşacak güç dengesi, Trump yönetiminin kalan iki yılındaki hareket alanını etkileyebilir.

Bir mitingde üç kişi sahnede el ele tutuşarak kalabalığı selamlıyor

Trump, 24 Ekim’de Georgia’daki Cumhuriyetçi Parti mitinginde, İran savaşının ABD petrol şirketlerine kazandırdığı paralardan söz etti. Danışmanlarının, benzin fiyatları yükselirken şirket kazançlarıyla övünmesinin tepki yaratabileceği uyarısını aktaran Trump, “Zerre kadar umurumda değil. Söyleyeceğim. Deli gibi servet kazanıyoruz” dedi.

Başkan, artan petrol fiyatlarının ABD’yi zenginleştirdiğini savunup fiyatların yakında düşeceğini söyledi. Ancak akaryakıt maliyetleri tüketicilerin bütçesini zorlamayı sürdürüyor. Amerikan Otomobil Birliğinin 28 Ekim verilerine göre benzinin litresi ortalama 1,12 dolar; bu, İran savaşı öncesine kıyasla yüzde 40 daha yüksek. Dizelin litre fiyatı 1,68 dolara çıktı. Akaryakıt pahalılığı ulaşımın yanı sıra nakliye, tarımsal üretim ve tüketim mallarının fiyatlarına da yansıyor.

Anketlerde Demokratlar önde, Senato yarışı belirsiz

3 Kasım Salı günü Temsilciler Meclisinin 435 sandalyesinin tamamı ile Senatonun 35 sandalyesi için oy kullanılacak. Cumhuriyetçiler iki meclisteki çoğunluklarını korumayı, Demokratlar ise Trump yönetimi üzerinde etkili bir Kongre denetimi kurmayı hedefliyor.

26 Ekim’de tamamlanan Reuters/Ipsos araştırmasında Trump’ın görevini onaylayanların oranı yüzde 32 olarak ölçüldü. Kayıtlı seçmenlerin yüzde 47’si Kongre seçimlerinde Demokrat adaylara, yüzde 36’sı Cumhuriyetçilere oy vereceğini belirtti.

Ülke genelindeki oy oranları Kongre’deki sandalye dağılımını doğrudan belirlemiyor. Temsilciler Meclisi üyeleri seçim bölgelerinden seçiliyor ve bölgelerin seçmen sayıları aynı değil. Senato seçimleri ise bu yıl yarışın yapıldığı eyaletlerle sınırlı. Cumhuriyetçiler 100 üyeli Senatoda 53-47 çoğunluğa sahip; Demokratların çoğunluğu alabilmesi için net dört sandalye kazanması gerekiyor.

Maine, Kuzey Carolina, Ohio, Iowa ve Teksas partilerin kampanyalarını yoğunlaştırdığı eyaletler arasında. Seçim gözlemcileri Temsilciler Meclisinde Demokratların kazanım elde edebileceği bir tabloya dikkat çekiyor; Senato yarışlarının sonucu ise belirsizliğini koruyor.

İran savaşının doğrudan maliyeti 47 milyar doları aştı

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a saldırmasıyla başlayan savaş, Cumhuriyetçilerin karşı karşıya olduğu başlıca siyasi ve ekonomik sorunlardan biri. Reuters’ın 28 Ekim’de aktardığı Pentagon hesaplarına göre savaşın doğrudan askerî maliyeti 47 milyar doları geçti. Harcamanın 29 milyar dolardan fazlası kullanılan mühimmatın yenilenmesine, 6 milyar dolardan fazlası ise kaybedilen ya da hasar gören askerî araçların yerine konmasına ayrılıyor. Küresel enerji fiyatlarındaki artış bu hesaba dahil değil.

Nisanda sağlanan ateşkes kalıcı bir barış anlaşmasına dönüşmedi. ABD’nin İran’a uyguladığı deniz ablukası devam ederken yönetim yeni bir askerî operasyon ihtimalini de gündemde tutuyor. Trump, 8 Ekim’de seçimlerden önce yeni bir saldırı düzenlemeyeceğini açıklamıştı. 28 Ekim’de seçim sonrasında saldırı olup olmayacağı sorusuna ise “Her şey mümkün” yanıtını verdi.

ABD Çalışma İstatistikleri Bürosuna göre yıllık tüketici enflasyonu eylülde yüzde 3,7 oldu. Aynı dönemde enerji fiyatları yıllık yüzde 20,4, benzin fiyatları yüzde 34,2 arttı. Böylece savaşın etkisi dış politika tartışmalarının ötesine geçerek ailelerin gündelik harcamalarına ve seçim tercihlerini etkileyen ekonomik koşullara taşındı.

Rus petrolüne yönelik adımlar enerji hesabıyla bağlantılı

Yükselen petrol ve dizel fiyatlarını düşürmek isteyen Washington, Rus petrol ürünlerine yönelik bazı yaptırımları gevşetti. Trump ayrıca Ukrayna’dan Rus petrol rafinerilerine yönelik saldırılarını durdurmasını istedi. Reuters’ın 27 Ekim tarihli araştırmasına göre saldırıların kesilmesinin ardından Rus rafinerilerindeki üretim yeniden yükselmeye başladı.

Bu yaklaşım Kiev ile Washington arasında anlaşmazlık yarattı. Ukrayna, Rus enerji tesislerini hedef almasının, Moskova’nın Ukrayna altyapısına yönelik bombardımanına karşı meşru savunma olduğunu savunuyor. Öte yandan Rusya ve Ukrayna, Oleşki’de insani yardım ve tahliyelere imkân tanıyacak yerel ateşkes konusunda anlaştı. ABD arabuluculuğundaki yeni teknik görüşmelerin kasımda yapılması gündemde.

Toprak talepleri, güvenlik garantileri ve Avrupa ülkelerinin müzakerelere katılımı gibi temel başlıklarda kapsamlı uzlaşma sağlanmış değil. Trump yönetimi hem Ukrayna savaşında diplomatik ilerleme sağlamaya hem de Rus enerji ürünlerinin dünya piyasalarına dönüşüyle İran savaşının yarattığı fiyat baskısını azaltmaya çalışıyor. Bu hedeflerin nasıl bağdaştırılacağı, tarafların tutumlarının yanı sıra seçimden sonra Kongre’de oluşacak güç dengesine de bağlı olacak.

Büyüme sürüyor, ancak ücretler fiyat artışlarının gerisinde

ABD ekonomisi seçimlere genel bir daralma içinde girmiyor. İkinci çeyrekte yıllıklandırılmış reel büyüme yüzde 2,2 oldu; yapay zekâ ve teknoloji altyapısı yatırımları ekonomik faaliyeti destekliyor. Buna karşın büyüme istihdam ve ücretlere aynı ölçüde yansımadı.

Eylülde 29 bin yeni istihdam yaratıldı, işsizlik oranı yüzde 4,2’de kaldı. Ortalama saatlik ücret yıllık yüzde 3 artarken tüketici fiyatları yüzde 3,7 yükseldi. Eylül sonunda biten 2026 mali yılında federal bütçe açığı 1,99 trilyon dolara, borç servisi harcamaları 1,36 trilyon dolara ulaştı. Böylece ücretliler yüksek enerji fiyatlarıyla, federal hükümet ise savaş harcamaları ve büyüyen borç yüküyle karşı karşıya.

Yapay zekâ ve kripto sermayesi siyasette etkisini artırıyor

Beyaz Saray’ın Temmuz 2025’te duyurduğu Yapay Zekâ Eylem Planı, veri merkezleri, yarı iletken üretimi ve enerji altyapısı yatırımlarının önündeki düzenleyici engelleri azaltmayı öngörüyor. Bu yatırımlar büyük teknoloji şirketlerine yeni büyüme olanakları sağlıyor. Ancak Kansas City Federal Rezerv Bankasının 13 Ekim tarihli araştırmasına göre ABD imalat sanayisindeki kapasite artışı şimdilik ağırlıklı olarak bilgisayar, iletişim donanımı ve yarı iletkenlerle sınırlı.

Yapay zekâ yatırımlarının sanayinin geneline yayılması, üretkenliğe katkısı ve istihdama etkisi uzun vadede netleşecek. Veri merkezlerinin yüksek elektrik talebi de enerji fiyatları ve altyapı yatırımları üzerinden yerel toplulukları etkilemeye başladı.

Trump’ın stratejik Bitcoin rezervi oluşturma girişimi ve dolara bağlı kripto varlıkları düzenleyen GENIUS yasası, dijital finans alanındaki yönelimin diğer örnekleri. Stablecoin olarak bilinen dolara bağlı dijital ödeme araçları, ABD Hazine bonolarına talebi artırma ve doların uluslararası kullanımını genişletme imkânı sunuyor. Öte yandan finansal denetim, bankalardan mevduat çıkışı ve özel para ihraç eden kuruluşların ekonomik gücü konusunda yeni sorunlar doğuruyor.

Kripto sektörü, Kongre’de kendi politikalarını destekleyen adaylar için de kaynak ayırdı. Reuters’ın 27 Ekim tarihli araştırmasına göre sektör, seçimlerde yaklaşık 176 milyon dolar harcadı. Bu destek yalnızca Cumhuriyetçilere değil, sektörün taleplerine yakın Demokrat adaylara da yöneldi. Böylece kripto sermayesi Kongre’de kalıcı bir siyasi destek ağı kurmaya çalışıyor.

Kongre’deki değişim Trump’ın hareket alanını etkileyebilir

3 Kasım seçimleri Trump’ın başkanlığını sona erdirmeyecek; ancak Cumhuriyetçiler Kongre denetimini kaybederse yönetimin kalan iki yılındaki koşullar değişebilir. Demokratların yalnızca Temsilciler Meclisinde çoğunluk sağlaması, bütçe görüşmelerinde daha güçlü bir muhalefet anlamına gelecek. İran savaşının maliyeti, yürütmenin savaş yetkileri, federal kurumların faaliyetleri ve teknoloji şirketleriyle ilişkiler Meclis soruşturmalarının gündemine girebilir.

Demokratların Senatoda da çoğunluğu kazanması, üst düzey atamalar ve federal yargı adayları üzerinde daha kapsamlı denetim kurulmasını sağlayabilir. Buna karşın başkanın kararname çıkarma, dış politika yürütme ve federal kurumları yönetme yetkileri devam edecek. Kongre’nin yeni yasalarla kısıtlama getirmesi ise başkanın veto yetkisi ve Senatodaki oylama kuralları nedeniyle daha geniş uzlaşmalar gerektirecek.

İlgili Haberler

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yap
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayımlanır.

Ad ve e-posta bilgileriniz moderasyon, güvenlik ve gerektiğinde sizinle iletişim kurmak amacıyla işlenir. Ayrıntılar için Gizlilik Politikası sayfasını inceleyin.