29 Ekim 2026
Pedolog
Sola kaydırarak kapat
Ana Sayfa
Kategoriler
Diğer
DUYURULAR
Berlin’de Brandenburg Kapısı önünde yüksek kiralara ve konutların el değiştirmesine karşı pankart taşıyan protestocular
Genel Bilgiler

Merz hükümetinin Berlin’deki kamulaştırma planına karşı taslağı SPD’de tepki çekti

Dobrindt’in Yatırımları Koruma Yasası taslağı, Berlin’de yaklaşık 160 bin konutu toplumsal mülkiyete geçirme planını zorlaştırabilecek koşullar getiriyor. SPD’li milletvekilleri taslağa karşı çıkarken Anayasa’nın 15. maddesi ve tazminat şartları tartışma konusu oldu.

Almanya İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt’in hazırladığı Yatırımları Koruma Yasası taslağı, Berlin’de yaklaşık 160 bin konutu toplumsal mülkiyete geçirmeyi hedefleyen koalisyon anlaşmasına karşı yeni bir engel oluşturabilir. Berlinli SPD milletvekilleri Hakan Demir ve Ruppert Stüwe, federal hükümetin girişimine itiraz ederken tasarının parlamentodan geçmesi için gerekli desteğin belirsiz olduğu bildiriliyor.

Berlin’de Brandenburg Kapısı önünde yüksek kiralara karşı pankart taşıyan protestocular

Dobrindt’in taslağı kamulaştırmayı zorlaştırmayı hedefliyor

Federal İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt’in (CSU) pazar günü açıkladığı Yatırımları Koruma Yasası taslağı, Berlin’de kurulması beklenen Die Linke, Yeşiller ve SPD koalisyonunun büyük konut şirketlerinin dairelerini toplumsallaştırma planını hedef alıyor. Taslak uygulamayı doğrudan yasaklamıyor; ancak eyalet yönetimlerinin toplumsallaştırmanın zorunlu olduğunu kanıtlamasını, yeni inşaat ve teşvikler dahil bütün seçeneklerin tüketildiğini göstermesini istiyor. Ayrıca mülk sahiplerine bilirkişilerin belirleyeceği tam piyasa değeri üzerinden tazminatın peşin ve nakit ödenmesi öngörülüyor.

Berlinli SPD milletvekili Hakan Demir, 28 Ekim’de Die Welt’e yaptığı açıklamada tasarıyı “hukuki Bermuda üçgenine doğru bir hayalet uçuş” diye niteledi. Demir, Dobrindt’in federal hükümetin yetkisini aştığını savunarak toplumsallaştırmayı fiilen imkânsızlaştıracak bir düzenlemenin Anayasa Mahkemesi’nden döneceğini söyledi. Tasarının Federal Meclise ulaşmamasını umduğunu da belirtti.

SPD’li milletvekili Ruppert Stüwe ise Anayasa’nın toplumsallaştırmaya açıkça izin verdiğini hatırlattı ve federal hükümetin bu yetkiyi sınırlamasını doğru bulmadığını açıkladı.

Dobrindt, Bild’e verdiği demeçte taslağı, “Keyfî solcu toplumsallaştırma fetişizminin Anayasa’yla bağdaşmadığını bir Yatırımları Koruma Yasası’yla açıklığa kavuşturacağız” sözleriyle savundu.

Berlin’de 160 bin konut için en fazla 16 milyar avro öngörülüyor

Die Linke, SPD ve Yeşiller, 17 Ekim’de “Daha çok ortaklık, daha çok Berlin” başlıklı koalisyon ön mutabakatına vardı. Anlaşma, 10 binden fazla konuta sahip şirketlerin bu sınırı aşan mülklerinin tazminat karşılığında toplumsal mülkiyete devredilmesini öngörüyor. Kooperatifler ve kamu yararına çalışan kuruluşlar kapsam dışında tutuluyor.

20 Eylül Berlin seçimlerini yüzde 25,7 oyla birinci tamamlayan Die Linke’nin başbakan adayı Elif Eralp, mutabakat açıklanırken yaklaşık 160 bin konutun “piyasa mantığının dışına çıkarılacağını” söyledi. Planın kapsamındaki başlıca şirketler arasında Vonovia ve diğer büyük özel konut şirketleri bulunuyor.

Üç partinin anlaşmasında bu konutlar için en fazla 16 milyar avro tazminat öngörülüyor. Federal taslaktaki tam piyasa değeri ve peşin ödeme koşulları ise Berlin’in karşılayamayacağı bir maliyet yaratabilir. Böylece mülkiyet değişikliği hukuken mümkün görünse de uygulamanın ekonomik bakımdan aşılması çok güç bir engelle karşılaşması gündeme geliyor.

Koalisyon programı, kamu konut şirketlerinin yönettiği yaklaşık 440 bin dairede yıllık kira artışlarını yüzde 2 ile sınırlamayı da hedefliyor. Ayrıca 2031’e kadar 100 bin yeni konut için inşaat izni verilmesi, bunların en az yarısının kamu şirketleri ve kamu yararına çalışan kuruluşlar tarafından yapılması planlanıyor. Fahiş kiraları denetlemek için yeni bir kurum ile savcılık bünyesinde özel bir birim oluşturulması da anlaşmada yer alıyor.

Toplumsallaştırmanın hemen başlaması beklenmiyor. Yasanın 2028 ortasında parlamentoya sunulması, uygulamanın ise en erken 2029’da başlaması öngörülüyor.

Plan 2021 referandumunun hedeflerini daraltıyor

Toplumsallaştırma talebinin arkasında beş yıllık bir halk hareketi bulunuyor. 26 Eylül 2021’de yapılan “Deutsche Wohnen ve Benzerlerini Kamulaştırın” referandumunda 1 milyon 35 bin 950 kişi, yani oy kullananların yüzde 57,6’sı büyük konut şirketlerinin mülklerinin toplumsallaştırılması yönünde oy verdi. Referandum, Senatoyu yasa hazırlamaya yönelten bir karar niteliğindeydi; bağlayıcı bir yasa değildi ve önceki hükümetlerce uygulanmadı.

Referandum hareketi, 3 binden fazla konuta sahip şirketlerin toplumsallaştırılmasını talep etmişti. Yeni koalisyon anlaşması eşiği 10 bine çıkarıyor; şirketlerin ilk 10 bin konutunu ve 2021’den sonra inşa edilen daireleri kapsam dışında bırakıyor. Die Linke, toplumsallaştırma hedefini koalisyon ortaklarına kabul ettirirken kapsamın daralmasını ve uygulamanın ertelenmesini kabul etmiş oldu.

SPD’nin federal ve Berlin’deki tutumları ayrışıyor

SPD, federal düzeyde Dobrindt’in taslağının hazırlanmasını kararlaştıran CDU/CSU-SPD hükümetinin ortağı; Berlin’de ise toplumsallaştırma anlaşmasını imzalayan partilerden biri. Berlin SPD’sinin önde gelen isimlerinden Steffen Krach seçim kampanyasında toplumsallaştırmaya karşı çıkmıştı. Ancak parti, Berlin seçimlerinde oy oranının yüzde 12,1’e gerilemesinin ardından Die Linke’nin önderliğinde koalisyon görüşmelerine başlanmasını kabul etti.

SPD ve Yeşillerin yetkili organları 19 Ekim’de müzakerelere onay verdi. Die Linke’nin kararı ise 31 Ekim’de yapılacak eyalet kongresinde vermesi bekleniyor. Federal hükümetin Federal Meclisteki çoğunluğu dar olduğu için SPD milletvekillerinin bir bölümünün karşı çıkması tasarının yasalaşmasını zorlaştırabilir.

Die Linke’nin federal eş başkanı Luigi Pantisano, SPD’ye Bundestag’da “Kira mafyasının mı, kiracıların mı tarafındasınız?” diye sordu.

Anayasa’nın 15. maddesi tartışmanın merkezinde

Hukuki tartışma, toprak, doğal kaynaklar ve üretim araçlarının yasayla toplumsal mülkiyete geçirilmesine izin veren Anayasa’nın 15. maddesi etrafında sürüyor. Berlin’in planı, belirli bir mülkün kamu yararı için istimlakini düzenleyen 14. maddeye değil, toplumsallaştırmayı düzenleyen 15. maddeye dayanıyor.

Almanya’da 15. madde bugüne kadar uygulanmadığı için toplumsallaştırmanın koşulları ve tazminat hesabı konusunda yerleşik bir anayasa yargısı içtihadı bulunmuyor. Anayasa hukukçusu Ulrich Battis, tam piyasa değeri üzerinden tazminat zorunluluğunun anayasal açıdan sorun yaratabileceğini söyledi. Battis’e göre Anayasa, tazminatın belirlenmesinde yasa koyucuya takdir alanı bırakıyor. Berlin’in hazırlayacağı yasanın da federal hükümetin taslağının da Anayasa Mahkemesine taşınması ihtimali bulunuyor.

Koalisyon görüşmelerinde başka anlaşmazlıklar da yaşandı

Konut politikası, kurulması beklenen Berlin koalisyonundaki tek görüş ayrılığı değil. SPD ve Yeşiller, Die Linke milletvekili Vanessa Emde’nin Filistin konusundaki açıklamaları ve antisemitizmle mücadeleye ilişkin ortak metin üzerindeki anlaşmazlıklar nedeniyle 13 Ekim’de görüşmeleri askıya aldı.

Taraflar 15 Ekim’de antisemitizmle mücadele anlaşmasını gelecekteki koalisyon sözleşmesine dahil etme konusunda uzlaşınca müzakereler yeniden başladı. Ancak bu uzlaşma, üç partinin Filistin ve İsrail politikalarındaki farklılıkların tamamen giderildiği anlamına gelmiyor.

Berlin koalisyonunun göç programı da federal hükümetin çizgisinden ayrılıyor. Programda insani nedenlerle oturma izinlerinin genişletilmesi, mülteci çocukların genel eğitim sistemine alınması ve Almanya’da beş yıldır yaşayan ... yer alıyor.

İlgili Haberler

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yap
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayımlanır.

Ad ve e-posta bilgileriniz moderasyon, güvenlik ve gerektiğinde sizinle iletişim kurmak amacıyla işlenir. Ayrıntılar için Gizlilik Politikası sayfasını inceleyin.