28 Ekim 2026
Pedolog
Sola kaydırarak kapat
Ana Sayfa
Kategoriler
Diğer
DUYURULAR
Ormanlık bir baraj havzası ve su kıyısındaki çekilmiş bölüm
Genel Bilgiler

İstanbul’da su bugün yeterli, ancak gelecek yıllarda stres artabilir

İSKİ Genel Müdürü Şafak Başa, İstanbul’un bugün yeterli suya sahip olduğunu ancak iklim krizi ve artan tüketimin gelecek yıllarda su stresini büyüteceğini söyledi. Baraj dolulukları ekim yağışlarıyla yükselirken kent dışı kaynaklara bağımlılık ve düzensiz yağışlar önemini koruyor.

İSKİ Genel Müdürü Doç. Dr. Şafak Başa, İstanbul’un mevcut su ihtiyacını karşılayabildiğini ancak iklim krizi, düzensiz yağışlar ve artan tüketimin gelecek on yıllarda su güvenliğini zorlaştıracağını belirtti. Barajlardaki doluluk oranı ekim yağışlarıyla yükselirken, kentin su kaynakları üzerindeki uzun vadeli baskı sürüyor.

Ormanlık bir baraj havzası ve su kıyısındaki çekilmiş bölüm

Yaklaşık 16 milyon kişinin yaşadığı İstanbul’da ekim ortasında etkili olan yağışlar baraj seviyelerini artırdı. İSKİ’nin 27 Ekim 2026 tarihli verilerine göre barajların ortalama doluluğu yüzde 52,97’ye çıktı. Bu oran 14 Ekim’de yüzde 38,06’ydı. Buna karşın tüketim artışı, kuraklık, buharlaşma ve su havzalarındaki yapılaşma uzun vadeli güvenlik kaygılarını gündemde tutuyor.

Başa, İstanbul’un bugün için yeterli suya sahip olduğunu, ancak İSKİ Master Planı ve iklim modellemelerinin gelecek 10, 20 ve 30 yılda su stresinin artacağına işaret ettiğini söyledi. Akdeniz Havzası’nda sıcaklıkların yükselmesi, buharlaşmanın artması ve yağış zamanlarının belirsizleşmesi bu risklerin başlıca nedenleri arasında.

İSKİ Genel Müdürü Şafak Başa kürsüde konuşuyor

Günlük tüketim 3,5 milyon metreküpü aşabiliyor

İstanbul’un günlük su tüketimi 3,5 milyon metreküpün üzerine çıkabiliyor. Başa’nın verdiği bilgiye göre 2 Temmuz’da 3 milyon 568 bin metreküp tüketimle günlük rekor kırıldı. Başa, kentin suyunun yeterli olup olmadığı sorusuna “Bugün evet” yanıtını verirken, bu durumun her gün yeniden güvence altına alınması gerektiğini vurguladı.

Su güvenliğinin yalnızca barajlardaki mevcut miktarla ölçülemeyeceğini belirten Başa, kesintisiz planlama gerektiğini ifade etti. Ona göre su güvenliği, sabit bir başarı değil, her saat devam etmesi gereken dinamik bir süreç.

İstanbul kent dışındaki kaynaklara dayanıyor

İstanbul’daki 10 içme suyu barajının toplam depolama hacmi 869 milyon metreküp. Başa, bu kapasitenin kentin ihtiyacını yalnızca il sınırları içindeki kaynaklarla karşılamaya yetmediğini, Melen ve Yeşilçay gibi dış kaynakların öneminin arttığını söyledi.

Başa’nın aktardığına göre, Melen ve Yeşilçay sistemlerinden 4 Ekim’e kadar alınan su 545 milyon metreküpü aştı. Bu miktar, barajlarda bulunan toplam suyun yaklaşık 1,5 katına ulaştı.

İstanbul’un su güvenliği bu nedenle yalnızca kent içindeki barajların durumuna bağlı değil. İstanbul Planlama Ajansı’nın Temmuz 2023’te yayımladığı araştırmada da kentin 1990’lı yıllarda Istrancalar’a, 2000’li yıllardan itibaren ise Melen gibi şehir dışındaki kaynaklara yöneldiği belirtilmişti.

Baraj dolulukları arasında büyük fark var

Ortalama doluluk oranının yükselmesi, bütün barajların aynı miktarda su topladığı anlamına gelmiyor. Başa’nın verdiği örneklere göre Elmalı Barajı yüzde 85’in üzerinde doluyken Pabuçdere’de oran yüzde 2,5, Kazandere’de ise yüzde 11 düzeyinde kaldı.

Başa, bu farklılıkta yağışın izlediği güzergâhların yanı sıra havzalardaki toprağın doygunluğu ve yüzey akış koşullarının etkili olduğunu belirtti. Su güvenliğinin genel ortalamadan çok en kırılgan noktaya göre değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Kısa süreli ve belirli bölgelerde yoğunlaşan sağanakların, geniş alanlara yayılan düzenli yağışların yerini alması da yönetimi güçleştiriyor.

Sağanaklar barajları beslerken taşkın riskini artırıyor

13-15 Ekim’deki sağanaklar bazı ilçelerde yüksek yağış miktarlarına yol açtı. Başa’nın paylaştığı verilere göre üç günde metrekareye Beykoz’da 277, Sarıyer’de 211, Eyüpsultan’da 203 kilogram yağış düştü.

Bu yağışlar barajlardaki su miktarını yükseltirken taşkın tehlikesini de artırdı. Başa, iklim değişikliğinin bir yanda kuraklığı, diğer yanda kısa sürede metrekareye yüzlerce kilogram yağış bırakabilen sağanakları aynı anda ortaya çıkardığını söyledi.

Aşırı yağış kısa zamanda toprağın emme kapasitesini aşabiliyor. Bu durumda suyun yeraltına süzülmesi yerine yüzeyden akarak taşkına neden olma ihtimali artıyor. Başa, su kaynaklarını beslemek açısından kar yağışının ve toprağa düzenli biçimde süzülen yağışların daha elverişli olduğunu kaydetti.

İstanbul Planlama Ajansı’nın Eylül 2025’te yayımladığı araştırmada, 2030’a kadar hem sel hem kuraklık riski taşıyan alanların 2,5 katına çıkabileceği öngörülmüştü.

Doluluk oranı bir yıl içinde yüzde 19’dan yüzde 72’ye çıktı

Başa’nın verdiği bilgilere göre barajların ortalama doluluk oranı ocak ayında yüzde 19’un altına indi. Yağışlarla 11 Mayıs’ta yüzde 72’ye yükselen oran, yaz aylarında yeniden geriledi. Başa, bu değişimin çok yıllı kuraklık senaryolarına hazırlık yapılmasını zorunlu kıldığını belirtti.

İSKİ’nin kuraklık dönemleri için belirlediği önlemler arasında Melen, Yeşilçay ve Istrancalar sistemlerinin birlikte işletilmesi, yeraltı suyu rezervlerinden yararlanılması, şebeke kayıplarının düşürülmesi ve arıtılmış atık suyun yeniden kullanılması yer alıyor.

27 Ekim 2026 tarihli baraj doluluk oranlarını gösteren grafik

Melen Barajı çalışmaları DSİ’nin sorumluluğunda

Melen Barajı’nın tamamlanamaması, İstanbul’un gelecekteki su rezervlerine ilişkin başlıklardan biri. Başa, baraj gövdesindeki mühendislik ve revizyon çalışmalarının Devlet Su İşleri’nin sorumluluğunda sürdüğünü söyledi. İSKİ’nin barajın bitmesini beklemeden mevcut Melen sisteminden su temin ettiğini de ekledi.

Başa’ya göre Melen sisteminin günlük su iletim kapasitesi 735 bin metreküp artırıldı. Ayrıca 20,6 kilometre uzunluğundaki Kâğıthane-Bahçelievler-Sefaköy İçme Suyu Tüneli üzerinden günde 1,5 milyon metreküp suyun kentin farklı bölgelerine ulaştırılması mümkün hâle geldi. Melen Barajı’nın tam kapasiteyle devreye girmesinin, özellikle uzun kuraklık dönemlerinde depolama ve rezerv kapasitesini artıracağı belirtildi.

Şebeke kayıpları yüzde 18,48’e indirildi

İSKİ, izole ölçülebilir alanların (DMA) sayısını kent genelinde 530’a çıkardı. Kurumun açıklamasına göre basınç yönetimi, akustik sızıntı tespiti, eski boruların yenilenmesi ve akıllı şebeke uygulamalarıyla fiziki su kayıp oranı yüzde 22 düzeylerinden yüzde 18,48’e düşürüldü.

Başa, bu çalışmalar sayesinde yılda yaklaşık 195 milyon metreküp su kaybının önlendiğini belirtti. İSKİ’nin hedefi şebeke kayıplarını daha da azaltmak.

Tüketimin yüzde 15 azalması Terkos Barajı kadar su sağlayabilir

Başa, su tüketiminin azaltılmasının ve arıtılmış atık suyun yeniden kullanılmasının kuraklıkla mücadelede önemli olduğunu söyledi. İstanbul’da günlük tüketimin yüzde 15 düşürülmesinin, bir Terkos Barajı dolusu suyun korunmasına karşılık geldiğini belirtti. Sanayi ve peyzaj sulamasında içme suyu yerine geri kazanılmış su kullanılmasını savundu.

Yağmur bahçeleri, yeşil çatılar, sarnıçlar ve geçirgen yüzeylerin yaygınlaştırılmasının da yarar sağlayabileceğini ifade eden Başa, bu uygulamaların yağmur suyunun doğrudan kanalizasyona gitmesini önleyip yeraltı sularının beslenmesine katkı sunabileceğini kaydetti.

İlgili Haberler

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yap
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayımlanır.

Ad ve e-posta bilgileriniz moderasyon, güvenlik ve gerektiğinde sizinle iletişim kurmak amacıyla işlenir. Ayrıntılar için Gizlilik Politikası sayfasını inceleyin.